📝 Niyazi'nin Blogu

📑 İçindekiler

"Tuner: Bir Oturuşta Biten Film"

📅 2026-07-07  ·  ⏱ 4 dk okuma  ·  👁 18 kez okundu  ·  filmincelemetunersinema

Uzun zamandır bir filmi baştan sona izleyemedim. Dikkat dağınıklığı denen şey, ekran başına oturduğum ilk on dakikada telefonu elime aldırıp, durup dururken bir şeyler karıştırtıyor. Mesajlar, bildirimler, bir "şeyleri kontrol etme" dürtüsü. Eskiden bir oturuşta 3-4 saatlik filmler seyredebilirdim. Şimdi 90 dakika bile bir başarı yazısına dönüşebilir.

Tuner öyle bir oturuşta bitti.

Film Neyle Başlıyor?

Daniel Roher'ın ilk kurgu filmi bu. Öncesinde Navalny belgeseliyle Oscar kazanan bir isim. Belgeselci bir yönetmenin kurgu sinemaya geçişi her zaman risklidir — kamerayı nereye koyacağını bilmek başka bir şey, oyuncu yönetmek başka bir şey. Ama Roher bu geçişi şaşırtıcı derecede rahat yapıyor.

Film, New York sokaklarında piyano akort etmeye giden iki karakterle açılıyor: Niki (Leo Woodall) ve akıl hocası Harry (Dustin Hoffman). Harry, Niki'nin vefat eden babasının dostu, ona bir baba gibi bakıyor. İkili, şehrin zengin evlerindeki piyanoları akort ediyor. Bu açılış, filmi bir "slice of life" drama'sı gibi hissettiriyor. Öyle kalacağını düşünmüyorsunuz ama bir an o huzuru içtinize sindiriyorsunuz.

Sesin Gücü ve Zayıflığı

Niki'nin bir rahatsızlığı var: hiperakuzi. Yani sese aşırı duyarlılık. Yüksek sesler onun için dayanılmaz. Sokak gürültüsü, bir araba kornası, hatta bir kuş sürüsünün kanat çırpışı bile acı verebilir. Bu yüzden kulak tıkacı ve gürültü engelleyici kulaklıkla geziyor.

Ama aynı hassasiyet, onun piyano akort etmesinde bir yeteneğe dönüşüyor. İnsanların duyamadığı ince sesleri duyabiliyor. Ve bu yetenek, bir gün onu kasa açma işine sürüklüyor.

Filmde ses tasarımı muazzam. Johnnie Burn (The Zone of Interest'ten) ses tasarımcısı olarak burada da ustalığını konuşturuyor. Kasanın mekanizmasındaki o ince metal tıkırtıları, doğru numaranın oturduğu andaki o hafif "tık" sesi — hepsi ekrana taşıyor. Sesin bir araç değil, bir karakter olduğunu hatırlatıyor.

Hikaye Akışı: Tahmin Edilebilir, Ama Sorun mu Bu?

Evet, hikaye akışı tahmin edilebilirdi. Niki'nin suç dünyasına çekilmesi, aşk hikayesinin tehlikeye girmesi, her şeyin çöküşü — hepsi tanıdık dna'lardan geliyor. Good Will Hunting'in yalnız dehası, Thief'in suç dünyasına çekilen genç adamı, Jacques Audiard'ın The Beat That My Heart Skipped'i... Roher bu referansları bilinçli kullanıyor.

Ama artık buna alışmak gerek. Çünkü kahramanların sonsuz yolculukları binlerce yıldır değişmedi. Joseph Campbell'ın kahramanın yolculuğu hâlâ aynı aşamalardan geçiyor: çağrı, red, kabul, iniş, dönüş. Toplum henüz yeni bir kahraman tarzına hazır mı bilemiyorum. Belki de "tahmin edilebilirlik" bir kusur değil, bir kadim ritüeldir. Hikaye anlatıcılığının temelinde aynı yapılar var çünkü insan zihni o yapılarla çalışıyor.

Dustin Hoffman ve Leo Woodall

Hoffman kısa sürede bile Harry'ye can veriyor. Yorgun, bilge, şefkatli ama huysuz bir ihtiyar. Ekranda fazla yok ama her sahnesi ağırlıklı. Woodall ise Niki olarak iyi — içine kapanık, sessiz, biraz kayıp bir genç. Bazen Jeremy Allen White'ı andırıyor, bazen genç Michael Pitt'i. Güçlü bir fiziksel performans ama interiority konusunda bazen eksik kalıyor.

Asıl sürpriz Havana Rose Liu. Ruthie karakterine hayat veriyor — inatçı, tatlı, driven bir müzisyen. Onun olduğu her sahne filmi yukarı çekiyor. Yıldız doğuyor.

Suç Altın Hikayesi

Niki, Harry hastaneye düştükten sonra tıbbi borçlar yüzünden suç dünyasına çekiliyor. Uri (Lior Raz) liderliğindeki bir grup hırsız, onun kasa açma yeteneğini keşfediyor. Zengin müşterilerinden küçük miktarlarda çalıyorlar — birkaç saat, biraz takı, biraz nakit. Mantık: az çalarsan fark edilmezsin.

Ama bilirsiniz, bu plan çatlamaya mahkum.

Tuner'in gücü, suç kısmından ziyade aşk kısmında. Niki ve Ruthie arasındaki ilişki gerçek hissettiriyor. Montaj sahnesi — ilk bir ayın özeti — sıcak, hızlı, eğlenceli. İkili arasındaki kimya filmi taşıyor. Suç işi bir araç, asıl mesele insan.

Sonuç

Tuner mükemmel bir film değil. Bazı yan karakterler fazla yüzeysel (Jean Reno'nun rolü şaşırtıcı derecede kısa), bazı kurgu kararları biraz fazla uygun (Niki nakitle borç ödemesi kimseyi şüphelendirmiyor mu?), finalin bir yanı biraz fazla tesadüfi.

Ama film bir şeyi iyi yapıyor: sizi oturuyor ve bırakmıyor. Belki de bu, benim için yeterli. Çünkü şu sıralar bir filmi baştan sona izleyebilmek, başlı başına bir başarı. Ve Tuner, bunu sağladı.

107 dakika. Bir oturuşta. Ve telefonu elime almadan.

Belki de bir filmin değerini artık böyle ölçmem gerekiyor: beni ekranda tutabildi mi? Tuner tuttu.


Yönetmen: Daniel Roher / Oyuncular: Leo Woodall, Havana Rose Liu, Dustin Hoffman / 107 dk / 2025

← ÖncekiEmpire State Building'e Tırmanan İki Kişi: Aşk, Cesaret ve CezaSonraki →"Popüler Sağlık Bantları 2026: WHOOP, Fitbit, Oura, Garmin ve Hume Derinlemesine Karşılaştırma"
M
3x
j/ sonraki k/ önceki s kaydır f mod +/ font Esc çık